Reklam
  • Reklam
İnsanın doğaya verdiği zararı tabloya yansıtıyor

İnsanın doğaya verdiği zararı tabloya yansıtıyor

Göbeklitepe ve doğa konusuyla resim çizen Emire Tandoğan, resimlerinde insanın doğaya verdiği zararları yansıtıyor. Resimlerinde ağaç figürlerinin daha çok yer almasının nedeninin ağaçların acı çekmesi olduğunu söyleyen Tandoğan, Şanlıurfa'da da ağaçlara gereken önemin gösterilmediğini vurguladı.

23 Kasım 2019 - 17:27

Göbeklitepe ve doğa konularını işleyerek resim çizen Ressam Emire Tandoğan, daha çok ağaçların insanlar tarafından gördüğü zararları tuvaline yansıtıyor. Daha önce Göbeklitepe'de sergi açarak ziyaretçilerini karşılayan Tandoğan, ardından sergisini Şanlıurfa  Arkeoloji Müzesi'nde açtı. Resimde işlediği konular ile ilgili gazetemize açıklamalarda bulunan Ressam Emire Tandoğan, "Geçmişten günümüze gelen bu süreçte, insanoğlunun doğaya verdiği zarardan bahsediyorum. Dünyanın başlangıcından sonuna doğru giden bir süreci projemde işledim ve bu projemin ilk ayağı. Sergimin ilk açılışı Arkeoloji Müzesi'nde olması gerekirken, ana teması Göbeklitepe olduğu için Göbeklitepe'de açılması çok daha anlamlı oldu. Oradaki ambiyansla tam bir uyum sergiledi. Zaten serginin yapıldığı esnada Mercan Dede’nin ney dinletisinden geçtikten sonra sergiye geçince, sanki birbiriyle ne kadar bütünsel olduğunu görmeniz mümkündü. Sergimin Göbeklitepe'de olması, hayatımın en güzel anlarından birisiydi benim için. Şu anda sergimizi Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi'nde açtık. Burası da ülkemiz açısından çok önemli bir arkeoloji müzesi. Dünyada birçok ilke sahip eserlere ev sahipliği yaptığı için burada olması da konu açısından ekstra özel oldu benim açımdan." ifadelerini kullandı.

 

'Ağaçlar acı çekiyor diye resimlerimde  daha çok ağaç figürleri yer alıyor'
Ağaçların zarar görmesini konu edindiğini belirten Emire Tandoğan, "Resimlerimde ağaç figürlerinin çok olmasının nedeni, ağaçların geçmişten günümüze çok acılar çekmesi. Bu sadece bizim ülkemizdeki ağaçlar için geçerli değil, aynı zamanda dünya geneline baktığımızda birçok noktada ağaçların ne yazık ki yandığını ve şiddet gördüğünü görüyoruz. Elbette ki bu kayıpların bir kısmı küresel ısınmadan kaynaklı ya da doğal afetlerle yanan ağaçlar olabilir. Bunun yanı sıra elektrik tellerinden çıkan kıvılcımlarla da yanan ağaçlar olabiliyor. Aynı zamanda yüksek sıcaklarla alakalı olarak da yangınlar çıkabiliyor ve ağaçların büyük bölümü bir şekilde şiddete maruz kalıp acı çekiyor. Fakat insanoğlunun kasıtlı olarak yaptığı da bir gerçek. Terör örgütleri gibi unsurların da bu yangınları kasıtlı olarak gerçekleştirip ormanlarımıza zarar verdiği gerçeğini değiştiremiyoruz. Zaten bilinen şeyler bunlar. Ben de o nedenle projeme ilk olarak ağaçlarla başlamak istedim. Üniversitede öğrencilik zamanlarımdan beri bu konuyu işliyorum. Yaptığım resimlerimde sürekli olarak bu temayı işliyorum." şeklinde konuştu.  

 

'Şanlıurfa'nın bereketli toprakları hak ettiği değeri bulmuyor'
Ağaçların kutsal olduğunun ve her yerde olmaları gerektiğinin altını çizen Tandoğan, "Genel olarak dünyaya baktığımız zaman söyleyebileceğimiz çok şey olduğu gibi bizim ülkemiz için de birçok yorumda bulunabiliriz. Örneğin Kaz Dağları gibi oradaki ekosistemi mahvettiğimiz gerçeği gibi. Aynı zamanda spesifikleşirsek de Şanlıurfa’ya baktığımız zaman yeterli ağaçlandırmanın olmadığını görüyoruz. Şanlıurfa’nın topraklarının ne kadar bereketli olduğunu bilmeyen yoktur. Zaten bereketli hilalde bulunan bir bölge. Bu bölgeye gereken özenin gösterilmediğini düşünüyorum. Belki bu konuda çaba gösterilebilinir. Belki çaba gösteriliyordur ama daha fazlasının olması gerektiğini düşünüyorum." sözlerine yer verdi.
 
Resim çerçevesinin boş kalmasının nedeni...
Boş çerçeve ile insanla doğa arasındaki yok oluş sürecini anlattığını belirten Ressam Tandoğan, "Resimlerimin bazılarında kablolar kullandım ve bir resim çerçevem ise boş olarak sergileniyor. Şimdi bakır teller bilindiği üzere iletken maddeler ve orada bu resimlere baştan sona baktığınız zaman kurgusal düzende o renkli ve masum hayattan bir çöküşe doğru geçiş başlıyor ve o çirkinliği içi boşalmış olan dünyayı en etkili şekilde yansıtacak şeyi aradım tek bir tekniğe bağlı kalmadan. Bunu da en güzel şekilde yaptığım resimleri bobinaj telleriyle birleştirerek insan ile dünya arasındaki o yok oluş sürecinin vurgusunu yapmak istedim. Yavaş yavaş topladığım o düzenden ilerlediğiniz zaman o içi boş çerçeveye geliyorsunuz ve o da artık dünyada bir şey bırakmadığımızın anlamına geliyor. Farkında olmadan ister para için ister başka hırslarımız uğruna yavaş yavaş dünyayı yok ettiğimiz anlamına geliyor. Bunu Brezilyalı halkların liderinin yazdığı bir mektupta okumuştum. Birçok insan sanırım o mektubu okumuştur. Mektubundaki en önemli konu ise şu şekilde belirtilmiş; para için hüzünlü yapraklar diyor. O kadar duygu dolu bir kelime ki ben daha önce paraya böyle bakmamıştım. Ama o kadar doğru bir açıklama yapmış ki para için birbirimizi izole ediyoruz. İzole hayatlar yaşıyoruz, birbirimizi katlediyoruz, en önemlisi ormanları katlediyoruz. Fakat bu para için yaptığımız kıyımlarda sonunda bizlerin de zarar görebileceğimizi unutuyoruz ve dünya bu şekilde bir yıkıma gidiyor. Yani gerçekten en güzel olabilecek açıklamayı tek bir mektuba sığdırmış. Bence ağaçlar o nedenle çok güzel ve çok özel. Geçmiş topluluklardan günümüze baktığımız zaman ağaçlar da, doğadaki her bir canlı da birer ruha sahip özel varlıklardır. Bunu sadece ağaç bazında düşünmek de yanlış. Bu zaman gelene kadar Göbeklitepe konulu belgeselleri de izlediğimizde bilindiği kadarıyla şu an için o insanların da yaratılan her varlığın ruhu olduğuna saygı duyduklarını ve yaratılanlara saygı duyduklarını biliyoruz." şeklinde ifade etti.  
 
'Doğaya olan sevgimi ailemden gördüm'
Emire Tandoğan, "Göbeklitepe’den sonra gelen topluluklara baktığımız zaman da bu saygıyı görüyoruz. Dinimiz Müslümanlık bazında da baktığımız zaman rüzgarın bile ibadet ettiği söyleniyor ki bizler de Müslüman bir ülkeyiz. Yani nereden bakarsanız bakın doğadaki ağacı da, balığı da, bitkisi de taşı da aslında canlı varlıklardır. Biz insanlar kendi çıkarlarımız uğruna bunları görmezden geliyoruz. Aslında bu konu o kadar derin bir konu ki çok fazla şey söylemek mümkün. Bunun ilk eğitimini evlerde annelerin vermesi gerekiyor. Bu konuya toplumsal bazda baktığımız zaman bu görev anne ve babaya da düşüyor. Benim ailemde babam bizleri bir araya toplayarak doğaya götürüp ağaç ektirirdi. Bu ağaç sevgisini bizlere çocukluğumuzdan itibaren anne ve babamız aşıladı. İşte bu konuda insanların çaba göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Örneğin bir yoldan geçerken, parkta bulunan bir ağacın çocuklar tarafından hırpalandığını görebiliyorsunuz. Uyardığınız zaman anlamamakta direnebiliyor bu çocuklar. Çünkü çocuk annesinden ve babasından ne gördüyse onu yapıyor. Bunu aşırı derece genişletip tartışabiliriz. Çok derin bir konu. Fakat ağaçlar bence kutsal varlıklardır." diye konuştu.

Mehmet Halhalli / Urfa Değişim

Kaynak: urfadegisim.com
Bu haber 551 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Urfalıların ilk tercihi hamsi oluyor
Urfalıların ilk tercihi hamsi oluyor
Tescilli ürünler görselde kalıyor!
Tescilli ürünler görselde kalıyor!